Loading...
PDF İndir

Erozyonun Etkileri

 • Rüzgâr ve suyun neden olduğu toprak erozyonu, ekili topraklar, ormanlık alanlar ve meralar da dahil olmak üzere dünya çapında ekosistemleri etkileyen yaygın bir sorundur. Yakın zamandaki tahminlere göre dünyanın tarım alanlarının %80’i orta dereceden şiddetliye kadar değişen düzeyde erozyona maruz kalmakta ve her yıl 75 milyar tondan fazla verimli toprak kaybediliyor. Bu orandaki toprak kaybı doğal toprak oluşumunun yaklaşık 10 ila 20 katına denk düşer. [1]

 

 • Küresel çapta, erozyon, tarım arazilerinin kalitesinin düşmesinin ve sonuçta terk edilmesinin başlıca sebebidir; her sene 10 milyon hektar tarım alanı erozyon nedeniyle verimliliğini kaybettiği için terk ediliyor.[2]

 

 • Türkiye’nin karasal alanı dünya karasal alanının %0,5’i olmasına rağmen dünyadaki erozyon miktarındaki payı %2 gibi büyük bir rakamdır. Türkiye’de, tarım alanlarının %59’unda, orman alanlarının %54’ünde ve mera alanlarının %64’ünde olmak üzere yaklaşık 57 milyon hektar alanda aktif erozyon görülür. Buna karşılık, bugüne kadar hayata geçirilen mücadele çalışmalarına rağmen erozyonun yalnızca %8’i kontrol altına alınabildi.[3],[4] Her yıl yaklaşık 168 milyon ton verimli üst toprak, erozyonla denizlere ve göllere taşınıyor.[5]

 

 • Erozyon toprak sağlığını bozar ve toprağı fakirleştirir: Toprak erozyonunun en önemli etkisi toprağın organik madde içeriği ve biyolojik bakımından en zengin üst toprağın kaybına neden olmasıdır. Erozyonla taşınan toprak geride kalan topraktan 1,3-5 kat daha fazla organik madde içerir. Toprak organik maddesi bitki gelişmesinde hayati önemi olan azotun %95’ini, fosforun %25-50’sini ve toprak mikroorganizmalarının büyük bölümünü bulundurur. Yüksek oranda besin içeren bu katmanın kaybı topraktaki organik madde miktarının azalmasına ve toprak veriminin ciddi şekilde düşmesine neden olur. Verimli bir ton toprakta 1-6 kg azot bulunur. Erozyonla bu miktar 0,1-0,5 kg/ton’a düşer. Bilimsel çalışmalar 20 yıl süre erozyona maruz kalmış toprakta, toprak verimliliğinin %50-75 oranında azaldığını gösteriyor.[6] Bu nedenle erozyona uğrayan topraklarda gübre ihtiyacı da artıyor.[7]

 

 • Buğday tarımında 1960’lı yıllarda bir kilo azotlu gübre ile 70 kg buğday artışı sağlanırken son yıllarda bir kilo azotlu gübre ile 25 kg’lık ürün artışı sağlanabiliyor. Gübrenin etkinliği azaldıkça kullanılan gübre miktarı da artıyor. Örneğin; Dünya’da 1960-1990 yılları arasında buğday üretiminde kullanılan gübre miktarı yedi kat artış gösterdi. Türkiye’de ise 2002-2014 yılları arasında tarım toprakları 2,4 milyon hektar azalmasına rağmen gübre kullanımı %20 artış göstererek, 5,5 milyon tona ulaşmıştır. Bu artışın maliyeti 2014 yılı fiyatları ile 500 Milyon TL’nin üzerindedir.

 

 • Ova ve vadilerdeki tarım topraklarının zarar görmesi: Ovalarda erozyonun etkisinde kalan toprakların organik katmanı, kalın mil tabakası taşınan kaba dokulu toprak materyali veya moloz yığını ile örtülebilir. Bu durumda toprağın verimi düşer, toprağın su geçirgenliği ve su tutma kapasitesi azalır. Rüzgârla taşınan toprak yeni ekilmiş tohumların uçarak yok olmasına veya fidelerin toprak altında kalmasına neden olur.[8]

 

 • Çölleşme: Kurak, yarı kurak bölgelerde toprağın verimliliğini kaybetmesi, fakirleşmesidir. Ormanların ve meraların tahribi sonucu toprak, koruyucu bitki örtüsünü kaybeder. Ayrıca böylece oluşan erozyon, ile yanlış ve yoğun toprak işleyerek yapılan tarım, çölleşmenin en önemli nedenleridir. Toprağın verimliliğini kaybetmesi ile yaşanabilir araziler zamanla çöle dönüşür. Toprak ekosisteminin bozulmasına ve büyük ekonomik kayıplara yol açar.[9]

 

 • Su kirliliği ve su yollarının tıkanması: Tarım toprakları bünyelerinde yüksek miktarda tarımsal ve endüstriyel kirletici kalıntılar barındırır. Erozyona uğrayan bu topraklar bünyelerindeki bu kirleticileri akarsulara ve diğer ana su yollarına taşır. Bu durum suyun organik atık, ağır metal ve kimyasallarla kirlenmelerine, su ekosistemlerinin zarar görmesine neden olur. Yine erozyon ile topraktan kopan toprak taneleri, çeşitli alanlarda birikip su yollarını tıkayarak su akışını engeller, sel ve taşkınlara neden olur.[10]

 

 • Toprağın sıkışması ve drenajın zayıflaması: Yüzeyin altındaki toprak sıkıştığında suyun daha alt katmanlara gitmesini engeller ve yüzey akışını arttırarak erozyonun şiddetini arttırmış olur. Bazen kumla çok fazla sıkışma yüzeyi mühürleyen bir tabaka oluşturur ve bu da suyun daha alt katmanlara geçmesini zorlaştırır. Belirli şekillerle bu durum erozyonu şiddetlendirir.[11]

 

 • Hava kirliliği: Rüzgâr erozyonu ile meydana gelen toz bulutları hava kirliliğine neden olur. Görüşme mesafesini daraltarak trafik güvenliğinde aksamalara, özellikle yaşlı ve çocuklar için nefes darlığı problemlerine yol açar. Kum ve kuvars içeren çöl tozları, silikosis hastalığını tetikleyebilir. Rüzgâr erozyonuna bağlı toz bulutlarının etki alanı çok geniştir.[12] Türkiye her yıl Mart ve Kasım aylarında Kuzey Afrika ve Orta Doğu’dan gelen toz bulutları ile kaplanır.

 

 • Altyapı projelerinin tahrip olması: Toprak erozyonu barajlar, drenajlar ve setler gibi altyapı projelerini etkiler. Barajlarda/drenaj alanlarında toprak çökeltilerinin birikmesi projelerin işletme ömürlerini ve verimlerini azaltır. Yüzey suyu akışından kaynaklanan toprak erozyonu, özellikle stabilizasyon teknikleri kullanılmadığında, yollarda ve pistlerde ciddi hasara neden olur. Örneğin Kartalkaya Barajı 198 milyon m3’lük depolama hacmi 30 yılda 30 milyon m3 sedimentle doldurulmuştur.[13]

 

 • Erozyonun tüm bu tahrip edici etkilerinin kişi başına 70 $ maliyeti olduğu tahmin ediliyor. Bu rakam esas alınırsa Türkiye’de erozyonun toplam maliyetinin yaklaşık 5,5 milyar $ olduğu söylenebilir.

 

Kaynaklar:

[1] “Global Soil Biodiversity Atlas,” European Commission, European Soil Data Center, erişim Haziran 2018, https://esdac.jrc.ec.europa.eu/content/global-soil-biodiversity-atlas, 128-129

[2] “Status of the World’s Soil Resources,” FAO, erişim Haziran 2018, http://www.fao.org/3/a-i5199e.pdf, 128.   

[3] Çölleşme ile mücadele ulusal strateji ve eylem planı,” Çölleşme ve Erozyonla Mücadele Genel Müdürlüğü, T.C. Orman Bakanlığı, erişim Haziran 2018, http://www.cem.gov.tr/erozyon/AnaSayfa/collesme_ile_mucadele_usb_ep.aspx?sflang=tr.

[4] “TEMA Vakfı 2018 Ekosiyaset Belgesi,” TEMA, erişim Haziran 2018, http://www.tema.org.tr/folders/14966/categorial1docs/97/TEMA%20VAKFI%202018%20EKOS%C4%B0YASET%20BELGES%C4%B0%201.pdf,  16.

[5] Çölleşme ile mücadele ulusal strateji ve eylem planı,” 10.

[6] David Pimentel ve Nadia Kounang, “Ecology of Soil Erosion in Ecosystems,” Ecosystems 1, (1998): 416–426.

[7] A.g.e.

[8] Humberto Blanco ve Rattan Lal, Principles of Soil Conservation and Management, (Springer, 2008), 493.

[9] A.g.e.

[10] Raymond R. Weil ve Nyle C. Brady, The Nature and Properties of Soils (New York: Macmillan Publishing Company, 1990), 432.

[11]“Addressing Soil Degradation in EU Agriculture: relevant processes, practices and policies,” European Comission, erişim Haziran 2018, https://esdac.jrc.ec.europa.eu/ESDB_Archive/eusoils_docs/other/EUR23767_Final.pdf, 49.

[12] “Status of the World’s Soil Resources,” 130.

[13] Recep Gündoğan, Aladdin Yüksel ve ark., 2008. Arazi Kullanım Planlamasının Erozyon Kontrol Çalışmalarındaki Önemi: Kartalkaya Baraj Havzası Örneği,” Baraj Havzalarında Ormancılık I. Ulusal Sempozyumu, 29-30 Nisan 2008 Kahramanmaraş, 331-347.

 

Daha fazlasını göster...
Sonraki Konu

Organik Madde Kaybı