Loading...
PDF İndir

Organik Madde Kaybı

 • “Toprak Organik Maddesi” (TOM) toprak içinde ve üzerinde bulunan ölü bitkisel ve hayvansal maddeler ve bunların dönüşüm ürünlerinin tümü olarak tanımlanır.[1] Toprak oluşumu sırasında organik materyali oluşturan çeşitli ayrışma derecelerindeki bitki ve hayvan kalıntıları, toprak organizmalarının hücre ve dokuları ve toprak organizmaları tarafından sentezlenen maddelerden oluşan bir toprak bileşenidir.[2],[3]

 

 • Karbon, TOM’da bulunan temel elementtir ve TOM’un ağırlığının %48-58’ini oluşturur ki bu nedenle toprak, okyanuslardan sonra, en büyük ikinci karbon havuzudur ve atmosferik karbon havuzundan iki kat daha büyük bir hacme sahiptir. Karbon elementinin öneminden dolayı TOM, “Toprak Organik Karbonu” olarak da nitelendirilir.[4],[5]

 

 • Organik madde toprağın kalite ve verimini arttırır, bireysel toprak parçacıklarını birbirine bağlayarak iyi bir toprak yapısının oluşmasını sağlar, böylece toprak bünyesi üzerindeki bitki örtüsü ve içindeki canlı türleri için yeteri kadar su ve hava sağlar.

 

 • Organik madde bakımından fakir olduğu alanlarda toprağı oluşturan parçacıklar, organik madde tarafından tutulamadığı için toprak sert ve sıkışık olur. Bu nedenle toprağın hava ve su tutma kapasitesi düşer. Bu toprak yapısına sahip alanlar erozyona duyarlıdır.

 

 • Dünya genelinde kâr amacıyla açılan tarım alanlarındaki TOM azalmasında başı birkaç faktör çeker ve bunların birçoğu insan etkinliklerine bağlıdır: çayır, orman ve doğal bitki örtüsünün tarım alanlarına dönüştürülmesi, yoğun işlemeli tarım (toprak işlemede toprağın derin sürülmesi, kimyasal gübre kullanımı vb.), tarım topraklarının bitki örtüsünden yoksun bırakılması, turbalıkların işlenmesi, toprak erozyonu ve yangınlar. Bu olaylar TOM’nin azalmasına ve yok olmasına neden olur.[6]

 

 • Tarım toprakların fiziksel, kimyasal, biyolojik özelliklerinin ve verim potansiyellerinin istenen düzeylerde olabilmesi için toprağın TOM içeriği, toprak ağırlığının en az %3’ü kadar olmalıdır. Türkiye tarım topraklarının sadece %1’inde organik madde miktarı %3’ün üzerindedir.[7]

 

 • Bilimsel çalışmalara göre Türkiye topraklarında 1990 yılında yetersiz (çok az, az ve orta) TOM içeren toprakların oranı %92’iken, 2011-2014 yıllarında yapılan analizlerde bu oran %99’a yükselmiş, iyi ve yüksek TOM’a sahip topraklar ise %7,2’den %1’e gerilemiştir.[8]

 

 • Toprağın 0-25 cm’lik kısmı topraktaki organik maddenin ve bitki besin maddelerinin en fazla olduğu yerdir. Topraktaki azotun %95’i, fosforun %25-50’si üst toprakta bulunur. Erozyonla kaybedilen üst toprakla birlikte kaybedilen organik madde, geride kalan topraktaki organik maddenin 1.3-5 katı büyüklüğündedir.[9]

 

 • Organik madde miktarı ve toprak verimliliği arasında doğru orantılı bir ilişki vardır.  Araştırmalara göre toprakta organik madde miktarının %1,4’ten %0,9’a düşmesi tahıl üretiminde %50 verim kaybına neden olmaktadır. 1960-1995 yılları arasında buğday üretiminde kullanılan gübre miktarı 7 kat artmıştır. 1960’lı yılların başında buğday üretiminde kullanılan bir kilo kimyasal gübre, dekar başına 70 kg ürün artışı sağlanırken, bu miktar 1995 yılında dekar başına 25 kg/da kadar gerilemiştir.

 

 • Organik madde ilavesi olmaksızın yalnız kimyasal gübre kullanımı, toprakta bulunan değerli organik maddenin hızla mineralizasyonuna neden olur. Böylece topraklar bir karbon yutağı gibi davranmak yerine, emisyon kaynağı gibi davranır ve atmosfer/yerküre karbon (C) dengesinin bozulmasına neden olur. AB topraklarının, AB’nin yıllık sera gazı emisyonlarının yaklaşık 50 katına denk gelen 73-79 milyar ton karbon depolayabileceği tahmin ediliyor. Bununla birlikte, yoğun toprak işleme nedeniyle 2009 yılında, Avrupa ekili arazileri, atmosfere hektar başına ortalama 0.45 ton CO2 salmış ve bu salımın büyük bölümü alan kullanım değişikliği ve yoğun toprak işlemeli tarım nedeniyle gerçekleşmiştir. [10],[11]

 

Kaynaklar:

[1] Münir Dündar, “Toprak Organik Maddesi ve Ekolojik Açıdan Önemi,” İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi Dergisi 37, no:1, (1987): 1.

[2] Raymond R. Weil ve Nyle C. Brady, The Nature and Properties of Soils (New York: Macmillan Publishing Company, 1990), 108.

[3]Vladimir Ivezić, Zdenko Lončarić, Meri Engler ve Darko Kerovec, “Organic matter determined by loss on ignition and potassium dichromate method,” 51st Croatian and 11th International Symposium on Agriculture, 2016, 36.

[4] A.g.e.

[5] “The importance of soil organic matter,” FAO, erişim Haziran 2018, http://www.fao.org/3/a-a0100e.pdf, 5.

[6] “Status of the World’s Soil Resources,” FAO, erişim Haziran 2018, http://www.fao.org/3/a-i5199e.pdf, 340.

[7] Sait Gezgin, “Türkiye Topraklarının Organik Madde Durumu, Organik Madde Kaynaklarımız ve Kullanımı,” TEMA, Türkiye Erozyonla Mücadele, Ağaçlandırma ve Doğal Varlıkları Koruma Vakfı. Orgamineral Gübre Çalıştayı, 2018-İstanbul, 13.

[8] TEMA Vakfı, “Türkiye Topraklarının Organik Madde Durumu: Yönetici Özeti,” 2.

[9]Tiziano Gomiero, “Alternative Land Management Strategies and Their Impact on Soil Conservation,” Agriculture 3, (2013): 465.

[10] “Status of the World’s Soil Resources.”

[11] R. P. Detwiler, 1986 “Land use change and the global carbon cycle: the role of tropical soils,” Biogeochemistry 2, (1986): 69.

Daha fazlasını göster...
Sonraki Konu

Toprak Canlı Çeşitliliğinin Azalması