Loading...
PDF İndir

Toprağın Asitleşmesi - Kimyasal Gübreler

 • Asitlik ya da asidite denildiğinde aklımıza genellikle ilk olarak limon suyu ve sirke gelir. Her ikisi de iyi bir organik asit örneğidir ve bilimsel olarak sitrik asit ve asetik asit olarak adlandırılırlar. Bütün asitler yüksek oranda hidrojen (H+) iyonu içerirler ve herhangi bir maddedeki Hiyon konsantrasyonu arttıkça asitlik artar.[1]

 

 • Toprak asitleşmesi sürecinde H+ , alüminyum (Al3+) iyonları aktif rol oynar. Her iki iyonun toprakta yoğunlaşması (konsantrasyonlarının artması) ile toprak asitlenir.[2]

 

 • Asidite, besin elementlerinin çözünürlük ve alınabilirliği ile mikroorganizmaların aktivite durumu gibi bir dizi genel toprak özelliğini ve bunun yanı sıra kirleticilerin çözülme hızını ve topraktaki bulunma oranlarını belirler.[3]

 

 • Toprak dokusu ve toprak organik madde içeriği toprağın asitleşmesine karşı direncini belirler. Organik madde yönünden zayıf, hafif kumlu topraklar asitleşmeye karşı en kırılgan topraklardır.[4]

 

 • Doğal koşullarda toprağın asitleşmesi yüksek miktarlardaki yağışların uzun süreli etkisiyle yüzlerce yılda meydana gelir. Ancak şehirleşme, sanayileşme, madencilik, inşaat sektörlerinden atmosfere salınan ve su varlıklarına bırakılan kimyasallar, tarımsal üretimde kimyasal gübrelerin aşırı kullanımı, toprak bitki örtüsünü ortadan kaldıran tarımsal uygulamalar ve ormansızlaşma gibi insan etkinliklerine bağlı süreçler asitleşmeyi hızlandırır ve bu durumda toprağın asitleşmesi sadece birkaç yıl alır.[5] Tüm bu süreçlerin tamamı toprağın asitleşmesinde önemli bir yere sahip olsa da tarımsal üretimde kimyasal gübrelerin aşırı kullanımı ve asit yağmurları başrolü oynarlar.

 

 • Toprağa yapılan her müdahale toprağın kimyasal dengesine de yapılmış olur. Geçtiğimiz 100 yıl boyunca, tarımsal üretimde verimi arttırmak amacıyla kullanılan kimyasal gübreler tüm dünyada tarım topraklarındaki besin miktarını büyük ölçüde arttırdı. Kimyasal gübrelerin kullanımındaki artış, tarımsal üretimin nüfus artışının önüne geçmesine yardımcı oldu, fakat aynı zamanda dünyadaki ekili toprakların asitleşmesini de hızlandırdı.[6]

 

 • Asit karakterli olan gübreler toprağın asitlilik derecesini hızla yükseltir. Asit topraklar hidrojen iyonlarının geçişini arttırır. Böylece bitkilerin yetişmesine elverişli olmayan bir ortam oluşur. Bitkiler tüm mikro besin elementlerinden düşük pH düzeylerinde yararlanabilir, ancak bu durum belirli bir pH derecesine kadar devam eder.  Örneğin pH derecesinin 5.0’ın altında olduğu toprak koşullarında mikrobiyal faaliyetler oldukça yavaşlar, bitkiler bu asitlilik koşullarında besin elementlerinden ihtiyaçları kadar yararlanamazlar. Daha düşük pH’larda ise hiçbir bitki yetişemez.[7]

 

 • Düşük pH’lı koşullarda toprak kimyasal gübrelerle ne kadar beslenirse beslensin besleyicilik değeri yükselemez. Toprağın besleyiciliğini arttırmak için gübreleme devam ettikçe toprak tamamen bozulup yok oluncaya kadar süren kısır bir döngü oluşur, toprağın besin ekonomisi bozulur.[8]

 

 • Topraktaki mikroorganizmalar ancak belirli pH aralıklarında aktiflik gösterebilirler. Örneğin bakteriler için bu aralık pH 6.0-8.0. Toprak pH’ın 6.0’dan düşük olduğu durumlarda mikroorganizma faaliyetleri de oldukça yavaşlar. pH 4.0-5.0 arasında sadece mantarlar aktif olarak var olabilirler. Tüm bu süreçler toprak oluşumundan, organik maddenin gelişimine toprak için yaşamsal önem gösteren birçok faaliyetin aksamasına ya da tamamen durmasına yol açar.[9]

 

 • Topraktaki asitleşme toprak solucan topluluklarını ve onların faaliyetlerini de etkiler. Solucanlar asidik topraklardan kaçma eğilimi gösterirler ve pH değerleri çok düşük seviyelere gerilediğinde (pH 2.0) tamamen yok olur.[10]

 

 • Türkiye’de özellikle 1960’lı yıllardan sonra hızla sistematik olarak kimyasal gübre kullanımı yaygınlaşmıştır. Son 13 yılda 2,4 milyon tarım alanı kaybedilmesine rağmen, kullanılan gübre miktarı %20 artmıştır.[11] Yanlış gübre kullanımı nedeniyle 1960’lı yıllarda çay bahçelerinin %88,8’i çay bitkisine uygun pH değerlerine sahipken bu oran 2011 yılında %13,7’e düşmüştür.[12]

 

Kaynaklar:

[1] M.R. Ashman ve G. Puri, Essential Soil Science: A Clear and Concise Introduction to Soil Science, (New Jersey: Blackwell Publishing, 2002), 58.

[2] Raymond R. Weil ve Nyle C. Brady, The Nature and Properties of Soils (New York: Macmillan Publishing Company, 1990), 213.

[3] A.g.e.

[4] K.R.Helyar,W. M.Porter, “Soil Acidification, its Measurement and the Processes Involved,” Soil Acidity and Plant Growth içinde, ed. A. D. Robson, (London: Academic Press, 1989), 62.

[5] “Soil Pollution: a hidden reality,” FAO, erişim Haziran 2018, http://www.fao.org/3/I9183EN/i9183en.pdf, 52.

[6] “Status of the World’s Soil Resources,” FAO, erişim Haziran 2018, http://www.fao.org/3/a-i5199e.pdf, 122.

[7] Rüştü Karaman, Reşit Brohi, Mücella Müftüoğlu, Taşkın Öztaş ve Mehmet Zengin, Sürdürülebilir Toprak Verimliliği, (Çorum: Pelit Ofset Yayıncılık, 2012), 161.

[8] A.g.e., 179.

[9] A.g.e.

[10] “Global Soil Biodiversity Atlas,” European Commission, European Soil Data Center, erişim Haziran 2018, https://esdac.jrc.ec.europa.eu/content/global-soil-biodiversity-atlas, 176.

[11] “Gübre Kullanımı,” T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı, erişim Haziran 2018, https://www.tarim.gov.tr/Konular/Bitkisel-Uretim/Bitki-Besleme-ve-Tarimsal-Teknolojiler.

[12] Mehmet Arif Özyazıcı, Orhan Dengiz ve Mehmet Aydoğan, “Çay Yetiştirilen Tarım Topraklarının Reaksiyon Değişimleri ve Alansal Dağılımları,” Toprak Su Dergisi 2, no. 1, (2013).

Daha fazlasını göster...
Sonraki Konu

Toprağın Asitleşmesi - Asit Yağmurları