Loading...
PDF İndir

Arazi Tahribatı

• İnsanın toprak üzerinde etkin rol almaya başlamasını tarımın başlangıcına kadar götürmek mümkün. Bununla birlikte son üç yüzyıldaki insan merkezli endüstriyel süreçleri, başta arazi kullanım değişikliği ve ekosistemlerin dönüşümü dahil olmak üzere benzeri küresel değişimin itici gücü oldu.[1]

 

 • Geçmişten bu yana insan etkinliklerinin dünya kara alanının (buzul alanları dışında kalan) en az 70 milyon km2'sini ya da diğer bir değişle %50'sini değiştirdiği tahmin ediliyor.[2] Arazi kullanımındaki değişiklikler ve yanlış kullanım nedeniyle arazilerin %30’u bozuluma uğradı. Halen büyük bir bölümü tropik ormanlarda olmak üzere her yıl 3,5 milyon hektar orman alanı tahrip edilmektedir.

 

 • Arazi kullanım değişikliğinin itici güçlerinin başında küreselleşme, nüfus artışı ve göçün geldiği söylenebilir. Küreselleşme ile pazar olanaklarının genişlemesi, artan yüksek kazanç dürtüsü ormanlar ve meralar üzerindeki baskıyı artırdı. Tahribat hızlandı. Artan nüfus ve değişen yaşam biçimi ile birlikte dünya nüfusu şehirlerde yoğunlaşmaya başladı. Kentlerin genişleme talebiyle yollar, kanalizasyonlar, drenaj ve enerji nakil hatlarına olan ihtiyaç da arttı.[3] Günümüzde kentsel genişleme ve altyapı inşaları 60 milyon hektarlık bir alanı kaplıyor (yaklaşık Ukrayna büyüklüğünde bir alan).[4] Altyapı çalışmaları ile önümüzdeki 40 yıl içinde kentsel genişlemenin 100-200 milyon hektara ulaşacağı tahmin ediliyor.[5] Bu durum 100-200 milyon hektar doğa alanının yok olarak betonlaşması demektir. Diğer taraftan bu rakam gerçekleşecek olan dönüşümün ufak bir bölümünü ifade ediyor çünkü kentler aslında öngörülen alanların çok daha ötesine ulaşarak ekosistemlere baskı yaratıyorlar. 

 

 • Kentler genişledikçe nüfusu artan kentlerin tüketim ihtiyaçlarını karşılayacak uluslararası ticaret ağları da kentin uzaklara erişen kolları oldu. İnsanlar ve ürünler oldukça karmaşık ve birbiriyle bağlantılı olan kara, demir, deniz ve hava yolu ağları ile gezegen boyunca hareket etmeye başladı.[6] Kara ve demiryolları şehir alanlarının dışında kalan bozulmamış ekosistemleri bölerek ve toprağı betonla örterek doğal yaşama doğrudan zarar verirken, orta ve uzun vadede bu ekosistem alanlarının kentleşme baskısı ile karşı karşıya kalmasına neden olur. Zamanla doğal ormanın ya da meranın ortasından geçen yeni anayolların çevresinde daha küçük ve resmi olmayan tali yollar şekillenmeye başlar. Balık kılçığı denilen bu etki doğal ekosistemleri, yaban alanlarını insan eylemlerinin etki alanına sokmaktadır. Örneğin bugün Brezilya Amazonlarında 20.000 kilometrelik ana yola eşlik eden ve genellikle ağaç kesme ile ilişkilendirilen 200.000 km’lik gayri resmi tali yol bulunuyor ve bu yolların nasıl gelişecekleri öngörülemiyor.[7]

 

 • Alan kullanım değişikliğine yok açan diğer önemli etkinliklerden biri de madencilik faaliyetleridir. Madencilik toprak üzerinde doğrudan tahribata yol açtığı gibi yine doğrudan ya da dolaylı olarak diğer ekosistem alanlarını etkileyerek uzun dönemli kirliliğe yol açar. Yeni bir maden için geniş arazilerin açılması gerekir, bu alanların bir kısmı madenin kendisi, bir kısmı moloz yığınları ve atık havuzları, bir kısmı ise yollar ve demiryolu bağlantıları gibi altyapı çalışmaları için kullanılır. Her bir ton cevher için yaklaşık 3 ton toprak ve kaya yerinden oynatılır ve bu cevherleri işlerken ortaya çıkan zehirli atıklar maden alanı ile alanın uzak çevresine kadar geniş bir alanda toprağa, suya, havaya ve ekosistemlere büyük zarar verir.[8] Örneğin Balıkesir’in Balya ilçesinde 1878-1940 yılları arasında işletilen ve günümüzde kapalı olan kurşun madeni alanı kapatıldıktan neredeyse 80 yıl sonra bile çevresini kirletmeye devam ediyor. Maden toprağından yağışlara karışan ağır metal ve zehirli maddeler alana 50 kilometre mesafeden geçen “Maden Deresini” kirletiyor. Atıklarla kirlenen dere suyunu önce birleştiği Koca Dereye daha sonra Kocadere aracılığıyla kurşun madenine 80 kilometre uzaklıktaki Manyas Gölü'ne taşıyor. Göl ve havza toprağı böylece kirlenmeye devam ediyor. [9],[10]

 

 • Özellikle İkinci Dünya Savaşı sonrası artan küreselleşme ile birlikte dünyadaki turizm trafiği de önemli ölçüde arttı. 1950 yılında küresel dolaşımda 25,2 milyon turist varken bu rakam 2016 yılında 1,24 milyara yükseldi.[11] Uzun dönemli özel arazi çizimleri (projeksiyonları) 2030 yılında küresel dolaşımda olan turist sayısının 1,8 milyara ulaşacağını öngörüyor.[12] Turizmde yaşanan bu muazzam büyüme birçok doğa ve tarım alanının yapılaşmaya açılması anlamına geliyor. Bunun yanı sıra küresel turizm faaliyetleri, her yıl 4,8 milyon ton atık, büyüklük ve gelişmişlik bakımından Japonya’ya benzer bir ülke kadar enerji tüketiyor.[13]

 

• Küresel düzeyde yaşanan alan kullanım değişikliğinin neden olduğu tahribat ülkemizde de yaşanan önemli bir sorun. Türkiye’de tarım arazilerinin kapladığı alan 1992 yılında toplam 27,6 milyon hektar iken, 2017 yılında 23,4 milyon hektara geriledi ve 25 yılda yaklaşık 4 milyon hektar tarım arazisi (tüm tarım arazilerinin %15’i) kaybedildi.[14]

 

 • Türkiye’de tarım alanı tahribatı ve çevresel etki değerlendirme (ÇED) çalışmaları arasındaki ilişkiyi ortaya koyma amacıyla iller düzeyinde yapılan bir çalışma 1995-2007 yılları arasındaki 12 yıllık sürede 81 ilin 60’ının artan bir ivme ile tarım alanlarını kaybettiklerini, ülke genelinde il başına tarım alanı kaybının ortalama 267921 dekar olarak gerçekleştiğini ortaya koyuyor. Bununla birlikte yine çalışmaya göre başta Konya, Kayseri, Adana ve Ankara gibi metropollerin de içerisinde bulunduğu 26 ilde ortalama kayıp değeri üzerinde kayıplar yaşandı. ÇED değerlendirmesi sonucu olumlu bulunan karar sayısının %44’ü yine bu 26 ildeydi ve aynı dönemde yeni yapı izni alınan konut, sanayi ve turistik tesis amaçlı yapıların yaklaşık %40’ının bu illerde toplandığı, yapıların %35’inin yapı kullanma izni olmadığı, dolayısıyla bu gruptaki illerde en yüksek ölçüde tarım alanı kaybı yaşandığı söylenebilir.[15]

 

 • Türkiye’de 2001-2010 yılları arasında 2.342.453 ha alan tarım alanı olmaktan çıktı. Tarım alanı olmaktan çıkan alanların 22405.7 ha’ı sanayi, 12365.7 ha’ı konut alanı, 7883.2 ha’ı madencilik, 646.9 ha'ı ise ulaştırma amacıyla kullanıldı.[16]

 

 • Tarım arazileri sürekli artan bir biçimde, endüstriyel üretim, kentleşme, kamu yararı kararlarına dayalı madencilik (özellikle kömür madenciliği), termik santral gibi enerji ve ulaşım projeleri nedeniyle alansal olarak küçülürken, kirlenme ve yanlış tarım uygulamaları sonucunda ortaya çıkan tuzlanma, sanayi kaynaklı veya kentsel atık su ve çamurların kullanımlar sebebiyle üretkenliğini ve verimliliğini kaybediyor.[17]

 

Kaynaklar:

[1] “Global Land Outlook,” The United Nations Convention to Combat Desertification, United Nations, erişim Haziran 2018, https://www.unccd.int/sites/default/files/documents/2017-09/GLO_Full_Report_low_res.pdf, 31.

[2] Roger LeB. Hooke ve José F. Martín-Duque, “Land transformation by humans: a review,” GSA Today 22, no. 12, (Aralık, 2012): 4-10.

[3] “Global Land Outlook,” 31.

[4] A.g.e., 43.

[5] A,g,e.

[6] “Transportation,” Welcome to the Anthropocene, erişim Haziran 2018, http://www.anthropocene.info/ga-se10.php

[7] “Global Land Outlook,” 45-46.

[8] A.g.e., 47.

[9] Celalettin Simşek, Orhan Gündüz ve Alper Elçi, “Terkedilmiş Balya (BALIKESİR) Pb-Zn Maden Atıklarının Ağır Metal ve Doğal Radyoaktivite İçeriği ve Çevre Kalitesi Açısından Değerlendirilmesi,” Mühendislik Bilimleri ve Tasarım Dergisi 2, no. 1, (2012): 43-55.

[10] İbrahim Günel, “Zehir içinde bir yüzyıl,” Radikal, 22 Mayıs, 2002.

[11] “Tourism,” Our World in Data, erişim Haziran 2018, https://ourworldindata.org/tourism#international-arrivals-by-country.

[12] “International tourists to hit 1.8 billion by 2030,” World Tourism Organisation, Erişim Haziran 2018, http://media.unwto.org/en/press-release/2011-10-11/international-tourists-hit-18-billion-2030.

[13] David Weaver, Sustainable Tourism: Theory and Practice (London: Routledge  Taylor and Francis Group, 2006), 3-4.

[14] “TEMA Vakfı. 2018 Ekosiyaset Belgesi,” TEMA, erişim Haziran 2018, http://www.tema.org.tr/folders/14966/categorial1docs/97/TEMA%20VAKFI%202018%20EKOS%C4%B0YASET%20BELGES%C4%B0%201.pdf,  18.

[15] Mehmet Doruk Özügül, “Türkiye’de Tarım Alanı Tahribatı ve Çevresel Etki Değerlendirmesini Yeniden Düşünmek,” Megaron 5, no. 2, (2010): 91-101.

[16] Toprak Atlası,” Heinrich Böll Stiftung, Institute for Advanced Sustainability Studies, Heinrich Böll Stiftung Derneği Türkiye Temsilciliği, erişim Haziran, 2018, https://tr.boell.org/sites/default/files/toprak_atlasi_en_son_hal_-_final_1.pdf.

[17] A.g.e., 19.

Daha fazlasını göster...
Sonraki Konu

Büyüyen Kentler, Artan Nüfus