Loading...
PDF İndir

Toprak Kirliliği

 • Toprak, modern toplumda kullanılan çoğu zaman tüm canlıların sağlığını tehdit eden kimyasalların ve atık ürünlerin, kasıtlı ya da kasıtsız olarak, başlıca biriktirildiği yerdir. Bu materyaller toprağa girdiklerinde tüm yaşam formlarını etkileyen döngünün bir parçası haline gelir, bu durum onları daha da tehlikeli kılar.

 

 • Kirleticiler, çevreye geri dönüşsüz ya da geri dönüşlü biçimde zarar verme potansiyeli olan tüm maddelerdir. Bu durumda, toprak kirliliği kirleticilerin toprakta bulunma oranının belirli bir seviyenin üzerine çıkıp, toprağın bir ya da daha fazla fonksiyonunun kaybına ya da o fonksiyonların yetersiz şekilde çalışmasına neden olmasıdır.[1]

 

• Kirlenmiş toprakta toprağın bir ya da daha fazla kirleticiyi tolere etme kapasitesi aşılır ve sonuç olarak toprak, su, atmosfer ve organizmalar için bir koruyucu olarak davranmaktan çıkar. Toprağın biyojeokimyasal dengesi değişir ve toprak özelliklerinde önemli değişikliklere yol açan belirli bileşenlerin miktarı normalin çok üzerinde seviyelere ulaşır.[2],[3] Toprak kirliliğinin etkileri toprağın özelliğine de dayanır çünkü bu özellikler kirleticilerin hareketliliğini ve toprakta ne kadar kalacağını belirler.[4]

 

 • Toprağın kirliliğine neden olan insan kaynaklı kirleticileri iki ana gruba ayırabiliriz: Yanlış tarımsal uygulamalar ile endüstriyel ve evsel atıklar.[5] Yanlış tarımsal uygulamalar toprağı genel olarak yanlış gübre ve pestisit uygulamaları ile kirletir. Gübreler tarımsal üretimde yüksek verimi korumak için kullanılır. İki ana gübre çeşidi vardır: Doğal (organik) ve yapay (inorganik) gübreler. Doğal gübreler bitki ve hayvan artıkları gibi farklı organizma türlerinden gelen malzemelerden oluşur. Bu nedenle sadece üretimi yapılan bitki için değil, tüm toprak organizmaları için besin işlevi görür ve organizmaların nüfus yoğunluğunu ve biyokütlelerini artırır.[6]

 • Yapay gübreler ise laboratuvar ortamında oluşturulur. Gübrelerin içinde üç temel besleyici madde vardır; azot, fosfor ve potasyum.[7] Temel olarak bitkinin azot, fosfat, potasyum gibi ihtiyaçlarının karşılanması ve verimin arttırılmasını esas alınır ve buradan yola çıkılarak geliştirilirler. Bu nedenle bitki dışında topraktaki organizmalar için besin görevi görmezler.[8]

 • Gereğinden fazla ve uzun süreli gübre kullanıldığında; topraklarda asitlenme, tuzlanma, ağır metal birikimi, besin maddesi dengesizliği, verim kayıpları, sularda nitrat birikimi, havaya azot ve kükürt içeren gazların verilmesi gibi problemler oluşmaya başlar.[9],[10].

 • Pestisitlerin (tarımda kullanılan hedef organizma ya da organizma gruplarını öldüren kimyasalların genel adı) yüksek oranda toprak kirliliğine yol açması ile ilgili kırılma esasen 20. Yüzyılın ilk çeyreğinde laboratuvar ortamında üretilen sentetik pestisitlerin keşfedilmesi ile yaşandı. Sentetik pestisitler o güne kadar kullanılan birçok tarımsal ilaçtan farklı olarak çok daha geniş etki alanına sahipti, kolay uygulanabiliyorlardı ve en önemlisi ucuzlardı. Bu nedenle keşfedildiklerinden itibaren on binlerce benzer tür kimyasal formül geliştirildi, test edilerek kullanıma sokuldu ve tüm dünyada kullanımları hızla arttı. Öyle ki günümüzde kullanılan pestisitlerin %90’ını sentetik pestisitler oluşturuyor.[11]

 • Pestisitler genel olarak hedef aldıkları organizmalarına göre sınıflandırılırlar: Herbisit (bitki öldürücüler), insektisit (böcek öldürücüler), fungisit (mantar öldürücüler). Dünyada en yaygın kullanılan pestisit türü bitki öldürücü (herbisit) pestisitlerdir. Küresel pestisit tüketiminin neredeyse yarısı toprak ekosisteminin sakini olan diğer bitkileri yok etmek için kullanılır.[12]

 • Pestisit uygulamalarında atılan ilacın %0.015 – 6.0’sı hedef alınan canlıya ulaşır ve istenilen etki alınır, geri kalan %94-99.9’luk kısmı hedef olmayan organizmalara ve toprağa ulaşır ya da çevredeki doğal ekosistemlere rüzgâr ve akıntılar yoluyla kirletici olarak taşınır.[13]

 • Dünyada yıllık pestisit kullanımı ortalama 3 milyon tondur, Türkiye'de ise yaklaşık olarak 33 bin tondur. Bu rakam, doğal olarak bir şey anlatmaz: Türkiye'de hektar başına kullanılan pestisit miktarı, yaklaşık olarak 700 gramdır. Avrupa'da en fazla pestisit kullanan ülke olan Hollanda'da hektar başına pestisit kullanımı yaklaşık 13 kilogram, en az pestisit kullanan ülke olan Finlandiya'da ise 1,2 kilogram civarındadır. Böyle bakınca, ülkemizde kullanılan pestisit miktarı oldukça az görünüyor. Ancak, bu doğru değildir. Ülkemizde pestisit kullanım miktarları ilden ile değişiklik göstermektedir. Örneğin, yaş meyve-sebze üretiminin yaygın olduğu Antalya'da kullanılan pestisit miktarı, yaklaşık olarak hektar başına 26 kilogram ile Avrupa'nın en fazla kullanan ülkesi olan Hollanda'nın iki katıdır.[14]

 

 • Evsel ve endüstriyel atıklar (tarımsal üretim süreçleri de buna dahil olmak üzere) doğrudan toprağa atılan kirleticiler ile toprak kirliliğine neden oldukları gibi, bireysel kullanım ve endüstriyel üretim süreçlerinde hava ve suyu bırakılan kirleticiler yoluyla dolaylı yollardan da toprak kirliliğine neden olurlar.

 • Endüstriyel ve evsel atık suların arıtılmadan ya da kısmen arıtılarak doğal su ortamlarına bırakılması, tarımsal sulama ile topraktan tatlı su depolarına sızan pestisit ve gübre kalıntıları, kentsel atık alanlarından tatlı su depolarına sızan sular, madencilik faaliyetleri, radyoaktif atıklar gibi birçok kirletici su kirliliğine neden olur. Bu atıklar içlerinde yüksek miktarda ağır metal, inorganik kimyasallar, arsenik, asbest gibi mineraller, petrol ürünleri gibi kirleticiler, uranyum, radyum gibi radyoaktif elementler içerir. Toprak alanın bu sularla doğrudan sulanması ya da kirli suyun dolaylı yollardan toprak alanlarına sızması ile kirleticilerle temas eden toprak kirlenir.[15],[16]

 • Dünyada sanayi her yıl 200-300 milyon ton arası ağır maden ve zehirli atığı hiçbir işleme tabii tutmadan akarsulara akıtıyor.[17] Bu sular ile temas eden topraklar onu canlı kılan organizmalarını kaybederken suyun içindeki tüm bu ağır metaller, mineraller ve radyoaktif kalıntılar bitkilerin bünyelerine ve bitkiler yoluyla besin zincirine girerek tüm canlıların yaşamlarını tehdit ediyor.

 • Kirli sular gibi kirli hava da toprak için önemli bir kirleticidir. Endüstriyel üretim, atık bertaraftı, enerji üretimi, ulaşım faaliyetleri gibi insan etkinlikleri atmosfere yüksek miktarda zehirli gaz (kurşun, kükürt, sülfür oksit, azot oksit, amonyak) ve partikül madde bırakarak hava kirliliğine yol açar. Hava içindeki kirleticiler yağış, çiğ gibi hava olayları ile toprağa bulaşır ve toprakta kimyasal ve biyolojik reaksiyona girerek toprağın kirlenmesine neden olur.[18]

 • Toprak kirliliğine yol açan diğer bir etken de evsel ve endüstriyel katı atıklardır. Artan küresel nüfus, teknolojik gelişmeler, sanayileşme ve kentleşme ile hızla artan ve farklılaşan tüketim alışkanlıkları ile kentsel katı atık üretimi 10 kat arttı. Dünyada her yıl 1,3 milyar ton katı atık üretiliyor. Ülkelerde giderek gelişen çöp mevzuatına karşın katı atıkların sadece %28’i dünyanın en büyük 50 çöplüğüne ulaşabiliyor. Geri kalan %72’si toplanmadan doğaya atılıyor. Artan nüfus ve şehirleşme ile birlikte 2050 yılında tüm dünyada yılda 2,2 milyar ton katı atık üretileceği öngörülüyor.[19] Toplama alanlarından ve doğaya atılan bu çöpler rüzgâr, yağış gibi etkenlerle etrafa saçılıyor. Çöplerin içindeki kimyasal maddeler toprak kirliliğine yol açıyor.

 

 

Kaynaklar:

[1]“Soil threats in Europe,” JRC Technical Reports, Europian Commission, 92, erişim Haziran 2018, https://esdac.jrc.ec.europa.eu/public_path/shared_folder/doc_pub/EUR27607.pdf

[2] Raymond R. Weil ve Nyle C. Brady, The Nature and Properties of Soils (New York: Macmillan Publishing Company, 1990), 518.

[3]“Soil Pollution: a hidden reality,” Food and Agriculture Organisation of United Nations, erişim Haziran 2018, http://www.fao.org/3/I9183EN/i9183en.pdf

[4] A.g.e.

[5] Necmettin Çepel, Ekolojik Sorunlar ve Çözümleri (Ankara: Tubitak Popüler Bilim Kitapları, 2003), 35.

[6]“Global Soil Biodiversity Atlas,” European Commission, European Soil Data Center, erişim Haziran 2018, https://esdac.jrc.ec.europa.eu/content/global-soil-biodiversity-atlas.

[7] Lester R. Brown, Yarını Düşünmek (Ankara: TUBİTAK-TEMA Vakfı Yayınları, 1999), 100.

[8] Burhan Kacar ve Vahap Katkat, Gübreler ve Gübreleme Tekniği (Ankara: Nobel Yayınları, 2007), 13.

[9] Tuğba Ağaçayak. “Kimyasal Gübre Kullanımının Çevresel Etkileri ve Çözüm Önerileri,” Eko iQ, erişim Haziran 2018, http://ekoiq.com/2017/03/17/kimyasal-gubre-kullaniminin-cevresel-etkileri-cozum-onerileri/

[10] Çepel, Ekolojik Sorunlar ve Çözümleri, 41

[11] Georg Ordish, The Constant Pest: A Short History of Pests and Their Control (New York: Charles Scribner’s Sons Publishing, 1976), 245.

[12] Weil ve Brady, The Nature and Properties of Soils, 519.

[13] Osman Tiryaki, Pestisit: Kalıntı Analizlerinde Kalite Kontrol ve Kalite Güvencesi (Ankara: Nobel Yayınları, 2017).

[14] Bülent Şık, “Küresel ısınma çağında pestisitler ve gıda güvenliği” Perspectives, Ekim 2012, 32.

[15] A.g.e., 35

[16] “Soil Contamination: Impacts on Human Health,” Science for Environment Policy, European Comission, erişim Haziran 2018, http://ec.europa.eu/environment/integration/research/newsalert/pdf/IR5_en.pdf.

[17] İsmail Kılınç, Çöp Ekonomisi (Ankara: Epos Yayıncılık, 2011), .

[18] Çepel, Ekolojik Sorunlar ve Çözümleri, 36.

[19] “What A Waste: A Global Review of Solid Waste Management,” World Bank Urban Development Series, erişim Haziran 2018, https://siteresources.worldbank.org/INTURBANDEVELOPMENT/Resources/336387-1334852610766/What_a_Waste2012_Final.pdf

Daha fazlasını göster...
Sonraki Konu

Aşırı Otlatma