Loading...
PDF İndir

Yoğun Toprak İşleme

 • Temel amacı iyi bir tohum yatağı hazırlamak olan toprak işleme, genel olarak ekinin büyümesine yönelik koşulları en uygun şekilde sürdürmek için fiziksel, kimyasal veya biyolojik olarak toprağa müdahale etme süreci olarak tanımlanır. Bu nedenle toprak işlemenin etkileri, toprağın fiziksel, kimyasal ve biyolojik özellikleri üzerinde belirgin şekilde gözlenir.[1]

 

 • Toprak işleme sistemlerini üç temel başlıkta toplamak mümkün: Yoğun toprak işleme, koruyucu toprak işleme ve toprak işlemesiz tarım (sıfır toprak işleme).

  • Yoğun toprak işlemede toprak ekim öncesinde ve ürün yetiştirme sürecinde traktörlere yerleştirilen araçlarla birkaç kez işlenir. Genellikle pulluk kullanılarak toprak sürekli alt üst edilir. Bu işleme şeklinde, başlangıçta, toprak üzerindeki tüm ürün artıkları temizlenir, toprak her tür bitkiden arındırılır. Böylece toprak belli bir süre örtüsüz bırakılır, bu nedenle bu işleme tipinde erozyonla toprak kaybı yüksektir.

  • Koruyucu toprak işleme sisteminde toprağı devirerek işleyen pulluk ve benzeri aletler kullanılmaz. Tamamı değil de arazinin yalnızca ekilecek ürün için ihtiyaç duyulan kadarı işlenir. Bu sistemde ön bitki veya ürün artıkları tarla yüzeyinde bırakılır. Arazide en az %30 oranında ürün artığı kalır veya bunlar çürümeye bırakılır (malçlama yapılır). Erozyona karşı toprak koruma tedbirleri alınır.

  • Toprak işlemesiz tarım sisteminde toprak işleme yapılmaksızın doğrudan ekim makinaları ile ekim yapılır ve bitki gelişme süresince hiçbir toprak işlemesi yapılmaz.[2] Böyle bir sistemin yüzey kalıntıları, toprak ve su tasarrufu için son derece önemlidir. Yabancı ot kontrolü genellikle herbisitlerle veya bazı durumlarda ekin nöbetiyle (rotasyonuyla) sağlanır.[3]

 

 • İdeal bir toprak işleme uygulamasında toprak verimliliğinin korunması, toprak kaybının (erozyonun) azaltılması, toprak sıkışıklığının önlenmesi, topraktaki biyoçeşitliliğin korunması hedeflenir.[4]

 

 • Yoğun toprak işleme ve endüstriyel tarım arasında güçlü bir ilişki vardır. Endüstriyel tarım kullanılan yöntemler ile en düşük maliyetle en fazla ürün elde etme ve kârı hedefler.[5] Toprak yaşayan bir varlıktan çok bir fabrika gibi görülür ve üretimi arttırmak için sürülür, üretimin kontrolü daha kolay olduğu için tek tip ekin yetiştiriciliği tercih edilir ve üretim gübre ve zararlı organizmaları engelleyici maddelerle (pestisitlerle) kontrol altına alınmaya çalışılır. Tüm bu süreçte toprağın yoğun olarak işlenmesi topraktaki organik madde miktarının azalmasına, toprağı gevşek ve kolay ufalanır halde tutan organizmaların habitatının ortadan kalkmasına ve özellikle üst toprağa bağlı mikroorganizma faaliyetlerinin azalmasına neden olur. Böylece yapısı bozulan toprak sıkışır, bozulur ve erozyona daha elverişli hale gelir.[6]

 

 • Toprağın sürülmesi toprağın alt katmanlarında yaşayan organizmaları, özellikle de toprak solucanlarını yüzeye çıkararak onların yırtıcı canlılardan ve aşırı hava koşullarından zarar görmelerine neden olur.[7] Ayrıca, toprağı sıkıştırarak toprak taneleri arasındaki boşluğu azaltır, sıkışmış bir toprakta bitkiler köklerini yeterince geliştiremez, topraktaki oksijen miktarı hızla düşer ve organizmalar solunum yapamaz hale gelir, toprak canlı tür çeşitliliğini giderek kaybeder. [8]

 

 • Yapay azotlu gübreler toprağı asitlendirdiğinden, bir süre sonra toprak biyoçeşitliliği üzerinde olumsuz etkide bulunurlar. Pestisit ise toprak biyoçeşitliliğini etkileyerek zamanla toprağın bozulmasına neden olur. [9]

 

 • Bir tarım arazisinde tek bir ekin türünün yetiştirilmesi durumuna monokültür (tek bitki tarımı) tarım denir. Sürekli monokültür tarım toprakta mikropların daha hızlı birikmesine, toprağın ve ekinin hastalıklara karşı direncinin azalmasına neden olur. Yıllarca ayni bitkinin değiştirilmeden yetiştirilmesi sonucunda toprağın besin bakımından giderek zayıfladığı görülür.[10]

 

 • Dünya genelindeki tarım alanlarının %75'i ve doğal varlıkların büyük bölümü dünya nüfusunun %30'unu beslemek için kullanılıyor. Diğer taraftan dünya genelinde 500 milyondan fazla yerel üretici (köylü), dünya nüfusunun %70'ini doyurabilmek için tarım alanlarının %25'inde üretim yapıyor ve neredeyse hiçbir fosil yakıt ve kimyasal kullanmıyor.[11]

 

 

Kaynaklar:

[1] “Soil tillage in Africa: needs and challenges,” Food and Agriculture Organization of the United Nations (FAO), erişim Haziran 2018, http://www.fao.org/docrep/t1696e/t1696e09.htm[1]

[2] Ekoloji Kolektifi, Görünmez Elin Ekolojisi: Biyogüvenlik ve GDO (Ankara: Ekoloji Kollektifi Yayınları, 2010), 3.

[3] Erdem Aykası, Engin Çankır, Harun Yalçın, Bülent Okur, Yıldız Nemli, Ahmet Çelik, Koruyucu Toprak İşleme, Doğrudan Ekim ve Türkiye’deki Uygulamalar (Ankara: T. M. M. O. B. Ziraat Mühendisleri Odası Yayınları, 2005), 272.

[4] Rattan Lal, “Importance of tillage systems in soil and water management in the tropics,” Soil Tillage and Crop Production, ed. R. Lal içinde, 25-32. IITA Proc. Ser. 2.

[5] Ekoloji Kolektifi, Görünmez Elin Ekolojisi, 3.

[6] “Toprak Atlası,” Heinrich Böll Stiftung, Institute for Advanced Sustainability Studies, Heinrich Böll Stiftung Derneği Türkiye Temsilciliği, erişim Haziran, 2018, https://tr.boell.org/sites/default/files/toprak_atlasi_en_son_hal_-_final_1.pdf.

[7]Cathy Clermont-Dauphin ve ark., “Cropping Systems to Improve Soil Biodiversity and Ecosystem Services: The Outlook and Lines of Research,” Sustainable Agriculture Reviews 14: Agroecology and Global Change içinde, ed. Harry Ozier-Lafontaine ve Magalie Lesueur-Jannoyer, (London: Springer, 2014),134.

[8] Ekrem Lütfi Aksakal, “Toprak Sıkışması ve Tarımsal Açıdan Önemi,” Atatürk Üniv. Ziraat Fak. Derg. 35, no. 3, (2004): 247.

[9] A.g.e.

[10] David J. Connor, Robert S. Loomis ve Kenneth G. Cassman, Crop Ecology: Productivity and Management in Agricultural Systems (Cambridge: Cambridge University Press, 2011), 71.

[11] Toprak Atlası, 21.

Daha fazlasını göster...
Sonraki Konu

Toprak Kirliliği